Online Ders mi? Yüz Yüze Eğitim Mi?


“Online” kelime anlamı olarak “çevrimiçi – çalışır durumda olmak” şeklinde tanımlanıyor. Öyle ki kavramın kelime anlamına baktığımızda bilgisayar ve buna benzer elektronik araçların o an aktif olması, çalışır durumda olmasını anlatıyor. Kişiler veya canlı varlıkların davranışlarından ziyade aslında elektronik cihazlar için kullanılan bir tanım olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Görüldüğü gibi “online ders” veya “online eğitim” şeklinde covit 19 pandemisi ile hayatımıza yerleşen bu kavram, aslında kastedilen olguyu tam olarak karşılamıyor.

online ders

Eğitimcilerin, velilerin ve öğrencilerin pandemi sürecinde karşılaştığı bu kavram kastını tam karşılamasa da aslında hepimizin zihninde tek bir şemaya yerleşmiş durumda: “okul dışında öğrenme faaliyetleri.”

O halde öncelikle bu kavramsal yetersizliği giderelim ve okul dışında gerçekleştirilen öğrenme faaliyetlerine daha yerinde bir isim belirleyelim. Farklı kelime ve kavramlar ile bu durumu çok daha anlamlı tanımlamalarla aktarabiliriz. “Uzaktan öğretim” ifadesi bu anlamda kastedileni daha net karşılayacak bir kavram olabilir. Öyleyse artık online ders, online öğretim veya online eğitim yerine uzaktan öğretim, uzaktan ders şeklinde zihin şemamızı güncelleyelim. 🙂

Konumuza uygun kavramı bulduğumuza göre artık uzaktan öğretimin öğretmen, öğrenci ve veli açısından yani eğitim öğretimin üç önemli olmazsa olmazı gözünden ne anlama geldiğini, olumlu ve olumsuz yönlerini inceleyim. Covit 19 pandemisi ile hayatımıza giren uzaktan öğretim, teknoloji çağında yaşayan neslin rahatlıkla uyum sağlayabileceği bir sistem olarak yorumlanabilir. Ancak bu noktada bireysel farklılıklar, dikkat ve odaklanma yetisinin kişiden kişiye göre değişiyor oluşu ve en önemlisi uzaktan öğretimde kişiler arası sosyal etkileşimin sınırlı oluşu gibi faktörler bireylerin sistemden alacağı verimi büyük ölçüde etkiliyor. Nitekim bir öğretmen olarak süreci dikkatle gözlemleme fırsatım oldu. Hepimiz biliriz ki ister uzaktan olsun ister sınıfta sosyal ortamda olsun öğretimin ve eğitimin başarılı olabilmesi için öğrencinin isteği, hazır bulunuşluk düzeyi, öğrenmeye olan merakı, azimli oluşu ve en önemlisi bir hedefinin olması ön koşuldur. İşin özü olarak B’İLGİ’ beş harflidir, bunun ise beşte dördü ‘ilgi’dir diyebiliriz.  Eğer bir öğrenci öğrenmeye ilgili ise uzaktan öğretim onun dersten alacağı verimi olumsuz etkilemek yerine tam aksine zaman tasarrufu sağlaması ve bilgiye ulaşmak için fiziksel yorgunluk süreci oluşturmaması gibi etkenler bakımından avantajlı dahi olacaktır. En nihayetinde amaç öğrenmekse bunun uzaktan veya yakından olmasının farkı olmayacaktır. Ancak öğrenci derse ilgisiz ise veya kendi kişisel özelliklerine, ilgi ve yeteneklerine hitap eden sistem dersler, okul, öğrencilik sistemi değilse; zorlama ile, zorunda olduğu için bulunacağı gerek uzaktan gerekse sınıfta olan herhangi bir ders ona yeterli verimi sağlamayacaktır. Hepiniz kendi öğrencilik yıllarınızı düşünün. Sınıfta sıkılan,  o ortamda zorunda olduğu için bulunan arkadaşlarımız her hâli ve tavrından anlaşılmıyor muydu? Birde her akşam okul heyecanıyla uyuyup, yarın okula gideceği için sabahı iple çeken arkadaşlarınızı hatırlayın. Şimdi soru şu: Bu öğrencilerden hangisi uzaktan öğretimden verim alır? Hangi örnekteki öğrencide ister bir dağ başında isterse de uzaktan öğretimde ders görmesi öğrenmesine engel olabilir? Evet verdiğiniz yanıtlar büyük oranda aynı olacaktır. Çünkü öğrenmeye istekli insan için uzaktan veya yakından öğretilmesinin bir farkı yoktur. Bir öğrenci öğrenmeyi başkasının zoru ile değil kendi isteğiyle yaptığında bilgiye tabiri caizse elleriyle, emeğiyle kazıyarak ulaşacaktır. Çünkü istek varsa imkan her türlü oluşur, oluşturulur. İstek yoksa dünya önüne serilse de nafile, beyhude çabadan öteye gidemeyecektir. O halde öğretimin uzaktan oluşu ile değil, öğrencinin ilgi alanının ne olduğu, yeteneklerinin hangi alanda geliştiği ve en önemlisi zorla değil kendi isteğiyle neyi yapmayı tercih ettiğiyle ilgilenilmelidir. Ebeveynler olarak birçok kişinin en büyük hatası, yaptığı en kötü yanlış: “Okul ve derslere ilgili olan çocuk zeki, ilgisiz olan çocuk zeki değil, yetersiz.” şeklindeki algının gizil olarak benimsenmiş oluşudur. Başarılı olmak veya zeka kavramı sadece okul ve derslere odaklanamaz. Yani zekilik denilen olgu matematik, fen, sosyal konularını iyi öğrenebilmek değildir. Kişilerin kendine özgü ilgi alanları vardır ve her insan matematiğe, fene yani derslere ilgi duymak zorunda değildir. Kimi öğrenci harikulade resim becerisine sahiptir, kimisinin topluluk yönetme ve liderlik vasıfları gelişmiştir, kimisi mükemmel bir müzik kulağına sahiptir, kimisi doğa ile iç içe bulunmaktan keyif alır ve doğaya, çevreye katkılı faaliyetleri olur, yine bir diğerinin sözel yetenekleri, kendini ifade etme kabiliyeti, sosyal iletişimi aşırı aktiftir. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Saydığımız özelliklerin her biri bir zeka alanı ile ilgilidir. Toplum olarak zekayı sadece derslere odaklayıp anlamını yanlış yorumlarsak bu yanlış bakış açısına göre matematiği iyi olup bir çöp adam bile çizemeyen öğrenci de zeki olmamış olacaktır. O halde her insanın kişisel farklılıkları,  farklı ilgi alanları,  farklı yetenekleri ve kısacası farklı bir zeka alanı gelişmiş olabilir. Bir insanın ilgi duyduğu alanın bilgilerini uzaktan veya yakından öğretim ile nasıl edindiği o kişi için önemli olmaz. Çünkü ilgisi olan alanla ilgili bilgi edinmeyi kendi isteyerek yapacaktır. Müzik yeteneği olan bir öğrenci notaları, melodileri, müziğe dair bilgileri uzaktan öğretim veya sınıfta öğretimin farkı olmadan ilgi alanı olduğu için nerede olursa olsun tam verimle kavrayacaktır. Burada sosyal öğrenme ve iletişim becerilerinin gelişmesine yönelik harikulade katkı sağlayan örgün eğitimin ve okullarımızın önemi elbette yadsınamaz. Benim vurgulamak istediğim nokta uzaktan öğretimin de akademik veriminin önemli ölçüde var olduğunun yok sayılmaması gerektiğidir. Elbette okullarımız eğitim öğretimin temel taşıdır. Onlar her daim olacak, olmalıdır. Uzaktan öğretimin de destekçi konumu ile maksimum verim sağlanmış olacaktır. Gerek konu tekrarı için imkan sağlaması,  gerek zaman tasarrufu gerekse konu eksiklerinin kısa sürede pratik şekilde kapatabilme imkanı ile öğrenim  hayatımızda uzaktan öğretim önemli bir destekçi olacaktır. O halde öğrenmek isteyene “okul; dört tarafı duvarlarla çevrili, tepesinde çatısı olan yer değildir. Okul her yerdir.” klişe sözüyle bugünkü bahsimizi noktalayalım.

Etiketler: Online ders, online eğitim

MEB Resmi Site: http://meb.gov.tr


Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
9
Üzgün
Sevmedim Sevmedim
10
Sevmedim
Şaşkın Şaşkın
3
Şaşkın
Korkunç Korkunç
6
Korkunç
Kızgın Kızgın
7
Kızgın
Mutlu Mutlu
5
Mutlu
Sevdim Sevdim
18
Sevdim
Komik Komik
4
Komik

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  1. İlk ve ortaokul çocuklarının yanında ilgili bir kişi olmadığında uzaktan eğitim maalesef verimli olmuyor. Çocuğun ilgisi hemen başka tarafa kayıyor, hatta dersin başında oturuyor ama ya bilgisayar oyunu oynuyor veya dalıp gidiyor. Lise ve üstü yetişkinler için çok daha faydalı olabilir. Ama asla sınıf ortamını karşılamaz diye düşünüyorum. Sizler öğretmen olarak, öğretmenlik mesleği için uzaktan eğitimi mi tercih edersiniz, sınıf ortamını mı?

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı