Sabahattin Ali Hayatı, Eserleri ve En Güzel Sözleri


Sabahattin Ali Hayatı, Eserleri ve En Güzel Sözleri

sabahattin ali hayatı

DÜNYADA HAYATIN TEK MANASININ SEVMEK OLDUĞUNU SÖYLEYEN YÜCE GÖNÜLLÜ YAZAR; SABAHATTİN ALİ

Dünyada hayatın tek bir manası varsa o da sevmektir. Hatta, mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız.( Sabahattin Ali/Canım Aliye, Ruhum Filiz YKY,2015)

Sabahattin Ali 1907 yılında Edirne’de doğmuş, ilk ve orta eğitimini Edremit’te okumuş. Balıkesir Öğretmen Okulunda öğrenimini tamamlamış ve dayısının da yardımıyla Yozgat’ta bir yıl öğretmenlik yapmıştır. Ancak Yozgat’ta kalmak hiç istememiş, dayısı ‘’ne yapacaksın?’’ diye sorduğunda “Moskova’ya gitmek istiyorum” demiştir. Bir yakınının Almanca sınavında başarılı olanların Almanya’da Eğitime gönderileceğini haber vermesiyle Almanya serüveni başlamıştır. Berlin’e ulaştığında Sabahattin’in nutku tutulmuştu. Anılarında ”Wertheim isimli bir çarşı var.Bir ucundan bakılınca diğer ucu görülmez.Bir mahalleden büyüktür. Söylendiğine göre içinde bin kadar çalışanı var. Huda Koruya..! Diye yazacaktı.

ALMANYA GÜNLERİ

Sabahattin Ali, üç erkek arkadaşı ile birlikte Postamda bir okula kayıt oldu. Tren beklerken fark ettiği güzel Melahat ise onlara on dk. Mesafede bir okulda okuyacaktı.

Bir an önce Alman diline hâkim olmak için deliler gibi çalışmış. Goethe, Schiller gibi yazarların eserlerini orijinal dillerinde okuyacağı için büyük bir heyecan duymuş, bu kültürün sadece edebi bilgilerini değil müzik kültürünü de öğrenmek için konserlere gitmiş, bilgi edinmiştir.. Aliye Hanım’a 25 Nisan 1935 tarihli mektubunda ‘’Benim talebeliğimin en güzel tarafı Almanya’daki tahsil hayatım’’ demiştir.

Akşam olduğu zaman bir gurbet sızısı hissediyordu işte o anlarda yeşil mürekkepli dolma kalemini çıkarıyor ve ümitsiz aşkı Nahit Hanım’a şiirlerini kaleme alıyordu. Ne büyük bir aşktı bu içini sızlatıyordu. Çok zamanlar açılmasına rağmen Nahit Hanım’dan karşılık göremeyen aşkına bir türlü son veremiyordu. Şiir oluyordu duyguları.

 

“Neticesiz bir aşka verdim gençliğimi

 Ne ufak bir temayül ne de bir iltifat gördüm.

 Önünde yalvararak söylerken sevdiğimi

 Gözlerinde yüzüme inen bir tokat gördüm.”

Almanya günleri Melahat Hanım ve Nahit Hanımla renklendirmişmiş ancak her iki aşkına da karşılık bulamayınca kalbini  ve zihnini doldurmak için çareyi kitaplarda bulmuştur.

‘’ Zaten muhitimden uzak duruşumun, vahşiliğimin sebebi de kitaplarda tanıştığım ve benimsediğim insanları muhitimde bulamayışım değil miydi?’’ der,gerçek dünyada bulamadığı anlamı kitaplarda aramıştır.

Almanya’da yaşanan iç buhran ve 1929 ekonomik krizinin de etkisiyle işsizlik ve Faşist düşünce akımı hat safhaya ulaşmıştı. Alman olmayanlara karşı kışkırtıcı hareketlerde bulunmaya başlayanlar artmış,  Sabahattin Ali, bu tartışmalardan birinde kendisini konsoloslukta bulmuş ve dönüş bileti de böylelikle kesilmiş, Almanya hayalleri birden bire sona ermiştir.

CAN DOSTU PERTEV NAİLİ B0RATAV

İstanbul’a döner dönmez Pertev ile buluşan yazar can arkadaşına başına gelenleri, Almanya maceralarını bir bir anlatmıştır. Bu dönemde Pertev, Fuat KÖPRÜLÜ’ nün asistanı olmak için uğraşmaktadır. Pertev, Sabahattin’i yine edebiyat fakültesinde okuyan Ayşe ile tanıştırdı. Âşık olmaya âşık yazarımız zaman geçirmeden âşık oldu Ayşe’ye. Pertev de hiç şaşırmadı tabi arkadaşının bu hallerine.

Birlikteyken sürekli Türkiye’den ve edebiyat akımlarından bahsettiler. O yıllarda Nazım HİKMET yeni parlamaktaydı. Resimli Ay denilen bir dergi çıkaran Nazım HİKMETLE tanışmaya can atmıştır genç yazarımız.

NAZIM HİKMET’E DUYDUĞU HAYRANLIK

Bursa’nın Orhaneli ilçesine öğretmen olarak atanan Sabahattin Ali Bursa’ya gitmeden Resimli AY dergisine ziyarette bulunarak ustası saydığı Nazım HİKMET ile buluşacaktı. Dergi sahipleri Sabiha ve Zekeriya SERTEL ve Nazım gibi dava insanlarına hayranlık besliyor, duygularını düşüncelerini olduğu gibi yansıtan kişileri çok seviyordu.”Bir Orman Hikâyesi”‘ni sundu Nazım Hikmet’e. Hemen okumasını arzu ediyordu. Sadece Nazım HİKMET değil Zekeriya SERTEL’de okudu hikâyeyi ve çok beğendi. Nazım’a göre her ne kadar Alman klasik dönem romantizm etkisinde yazılsa da içerik bakımından farklıydı. Sabahattin’in gelecek vaadi eden bir yazar olduğunu anlamak için yeterli olmuştu bu hikâye. Zekeriya SERTEL dergide Sabahattin Ali için yer bulmaya koyuldu.

Bursa’da öğretmenliğe başlamış ve hafta sonu tatili için İstanbul’a gittiği sırada Aliye ile tanışmıştır.

BASKILAR-DAVALAR

Sosyalist kimliğini iyice vurgulamaya başlayan yazar, düşüncelerini açıklamakla kalmaz âdeta sol düşüncenin ve sosyalizmin propagandasını yapmaya başlamaktadır. Bu davranışları hapishane günlerine davetiye çıkarmıştır. İstanbul’a gittiğinde karşısında polisleri görür. Komünizm propagandası yapmaktan tutuklanır. İddia edildiğine göre Kızıl İstanbul isimli kitabı öğrencilerin dolaplarına koymakla suçlanmaktadır. Sabahattin iddialar karşısında şaşkına döner. Gerçeğin ortaya çıkması üç ayı buldu. Sonrasında Konya’ya atandı.”Bir kadın Dalaveresi” isimli hikâyesini burada yazdı. Kalem keskin ve sözü de sakınmayan yazarımız söz konusu olunca yazılanlar çizilenler kısa zamanda Konyalı Aydın kesimi rahatsız etmeye başladı. Hikâyedeki kahramanları üzerlerine alınıyor ve rahatsız oluyorlar. Kuyucaklı Yusuf hikâyesini de burada kaleme alıyor ve eseri Yeni Anadolu gazetesinde yayınlanır yayınlanmaz bu kez Konyalıların kalbini kazanıyordu.

 

Derken kendisine bir ihtarname daha geldi. Konya’da bir Muallime ye dans teklifinde bulunup reddedilişinin ardında kendisine tacizde bulunduğu iddia edilmekteydi. Yazılanlar tamamen yalandı.

ATATÜRK’E HAKARET İDDİASI

Aşağıdaki dizelerinden dolayı Gazi Mustafa Kemal’e hakaret etmekle suçlanmıştırki suçlamaların aslı yoktur kendisine komplo kurulmştur.

“Cümlesi beli der enelhak dese

 Hala taparlar mı koca terese

İsmet girmedi mi hala kodese

 Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?”

Bu hakaret nedeniyle mahkum olup Cumhuriyet’in 10. yılındaki afla hapisten çıktıktan sonra Atatürk’ün gönlünü almak için; ‘’Benim Aşkım’’ şiirini yazmıştır.

‘’Kısacası gönlümü verdim Ulu Gazi’ye

Gönlümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor’’

ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA

Böylelikle 12 ay sürecek olan, önce Konya daha sonrada Sinop Cezaevinde sona eren mahkûmiyet günleri bu şekilde başlamış oluyordu. Çaydanlık, Katil Osman, Kazlar gibi hikâyelerini ve meşhur “Aldırma Gönül Aldırma” isimli şiirini Sinop ceza evinde yazmıştı Sabahattin Ali. Hapis günlerinin ardından genel af ile hapishaneden çıkmıştı.

Başın öne eğilmesin/ Aldırma gönül aldırma/ Ağladığın duyulmasın/Aldırma gönül aldırma

Amcasının yanına dönmüş Aliye ile evlenmiş öğretmenlik mesleğine tekrar başlamıştır.

1933 yılında Türkiye’deki üniversiteler bir reforma tabi tutularak Almanya’dan kaçan bilim adamlarının ders vermeleri sağlandı. Bu kapsamda Sabahattin ALİ Carl EBERT ile çalışacak o ve öğrencileri arasında bir köprü görevi görecekti. EBERT ve ALİ ailesi sık görüşmeye ve iyi dost olmaya başladılar. Carl EBERT ile birlikte Batının ünlü oyun opera ve müzikallerini çeviriyor. Türkiye’nin kültür sanat anlamında bambaşka yönde ilerleyişi, kendisini eleştiren çevreler tarafından merakla izleniyordu.

Yazar; 1943 yılında Kürk Mantolu Madonna kitabını bitirmeye hazırlanıyordu. Bu kitaba son derece önem veriyordu.

Bu arada Nihal ATSIZ çıkardığı dergide Sabahattin ALİ ‘yi  Atatürk’ü hakaret etmekle suçluyor. Eskiden yazmış olduğu şiiri hatırlatarak, Maarif Vekili Hasan Ali YÜCEL sayesinde hala önemli mevkilerde bulunduğunu söylüyor ve kendisine karşı cephe alınması için kışkırtıcı hareketlerde bulunuyordu.

Yazar tekrar açığa alındı ve işsiz kaldı. Bunun üzerine kızını ve karısını Ankara’da bırakarak İstanbul’a taşındı. Aziz NESİN ile birlikte MARKOPAŞA dergisini çıkarmaya başladılar. Dergi hükümete muhalif çevrelerce tüketiliyor bir günde binlerce sayı anında bitiyordu.1.2.3 basımdan sonra matbaalar artık dergiyi basmak istemediler. Yayınlanan reklam afişleri sökülüyordu. Sabahattin ALİ’ ye sürekli davalar açılıyordu. Aziz NESİN ve Sabahattin Ali’yi yıldırmaya çalışıyorlardı. NESİN aracılığı ile bir matbaa bulundu ancak bu matbaaya tehditler akın etmeye başladı. Sabahattin ve Aziz NESİN gözaltına alındı .

Irkçılık Turancılık davasında Sabahattin Ali’ye karşı başlayan baskı ve şiddet onun kaçarken öldürülmesine neden olmuştur. Markopaşa’nın muhalefet gücü arttıkça, Sabahattin Ali hakkında açılan davalar da artmıştır. Kendisini ziyarete giden bir arkadaşına ‘’’Bunlar beni Nazım gibi hapisanelerde çürütecekler’’ der.

Bütün politik meselelerden uzaklaşma kararı almış, kaçarken yakalanmış, acımasızca öldürülmüş, bu memleketin aydın kişiliklerindendir Sabahattin Ali.

KİTAPLARINDAN ALINTILAR

   Sinop Hapishanesi’nde ilk mektubu Ayşe’sine yazdı. Şöyle diyordu mektubunun bir satırında: “Sana yazmak benim için hiç olmazsa kitap okumak kadar lazım…”.

Sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun Güneş hala tepede. Bir cigara yakıyorsun ve yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun: “Napalım, kısmet değilmiş…” (Değirmen)

‘Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum.’ dedi. ‘Bu eksiklik sana değil, bana ait… Bende inanmak noksanmış…  Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için sana aşık olmadığı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar…. Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın. Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum… Seni istiyorum… İçimde müthiş bir arzu var…( Kürk Mantolu Madonna)

    Bir iyi olsam!’ Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer. Bir gün Almanlar’ın pabucunu yalayan, ertesi gün İngilizler’e takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik… Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık. Han, apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Milletin derdine derman olacak yolları araştırmak istedik. Bu ne affedilmez suçmuş meğer!( Markopaşa Yazıları ve Ötekiler)


Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzgün Üzgün
3
Üzgün
Sevmedim Sevmedim
2
Sevmedim
Şaşkın Şaşkın
3
Şaşkın
Korkunç Korkunç
3
Korkunç
Kızgın Kızgın
1
Kızgın
Mutlu Mutlu
0
Mutlu
Sevdim Sevdim
0
Sevdim
Komik Komik
1
Komik

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı